İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Hastalarıyla ''Doğu Ekspresi'' yolculuğunda

Genel

İlginç sanatıyla ilgi çekiyor

Çevre

Nadir rastlanan 'beyaz ağaç serçesi' başkentte görüldü

Magazin

Aras Bulut İynemli ile Aslı Enver ikinci kez kamera karşısında 

Sağlık

Antibiyotik direnci konusunda ilk sıradayız 

Genel

ODTÜ Dans Sporu Şampiyonası'na 334 dansçı katıldı 

Kültür-Sanat

Yaşamın izleri bu sergide

Magazin

Yeni albümü Nisan'da 

Magazin

Gülşen," Şarkı söylemeseydim sinirden herkesi öldürürdüm" 

Magazin

Ünlü oyuncu Ahmet Kural savcılığa çağrıldı

Magazin

Çukur'un İdris babası Ercan Kesal'dan eleştirilere yanıt 

Sağlık

Yüksek D vitamini formda tutuyor

Genel

Genel Haberleri

“Tek başına değil birlikte güçlüyüz”

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 08.11.2018 09:43
“Tek başına değil birlikte güçlüyüz”

Oyuncular Sendikası, Ankara Sanat Tiyatrosuʼnda konservetuvar öğrencileriyle bir araya geldi. Buluşmaya, Sahne Perde Ekran Mikrofon Oyuncuları Sendikası (Oyuncular Sendikası) Genel Başkanı Demet Akbağ, Genel Mali Sekreter Taner Rumeli, Genel Koordinatör Sinem Çetinkaya ve Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Orçin katıldı. Buluşmada öğrencilere sendikanın önemi ve sektörde sendikalı olmanın ne anlama geldiği anlatıldı.

Oyuncular Sendikası Başkent’te konservatuvar öğrencileriyle buluştu. Sendika Genel Başkanı Demet Akbağ, sektöre başladığı yılları anlatarak, “Ben 1986 Konservatuvar mezunuyum. O zamanlar sadece bir oyunda yer alalım diyor, başka da bir şeyle çok ilgilenmiyorduk. Bir oyunumuz olsun, sahneye çıkalım bir şeyler öğrenelim derdindeydik. Henüz sosyal haklarımız nedir, biz işçi miyiz, ne yapıyoruz, sigortalanacak mıyız telaşında hiç değildik. Bulduğumuz oyunda oynardık. Çok fazla sosyal hakların peşinde koşmayı bir tarafa bırakın, bu yıl bir oyunda oynayacak mıyız oynamayacak mıyız en büyük kaygımızdı.” dedi. Günümüzdeki sektörel yapıya değinen Akbağ, “Artık Türkiye’de sezonda 80 dizi, 70 sinema filmi, belki de 500- 600 tane reklam filmi çekilmeye başlandı. Eskiden bu kadar değildi. Sektörü kontrol etmek daha kolaydı. Dolayısıyla bizler tiyatroda oynayan oyuncular, özel tiyatroların patronu ile bazen şifaen sözleşmeler imzalardık. Bazen o bile yoktu. İşler büyüyüp, dizi ve sinema sektörü bambaşka bir hale gelince mesleğimizi daha çağdaş bir şekilde ve haklarımızı daha iyi koruyacak şekilde yapma isteği ve ihtiyacı doğdu. Yani sendikamız da bir ihtiyaçtan doğdu.” diye konuştu. Sendika Genel Koordinatörü Sinem Çetinkaya sendikanın kuruluş sürecini anlattı. Çetinkaya, “Türkiye’de oyuncu olmayı, sendikalı olmayı, mesleğimizi öğrencilerle paylaşmak istedik. Bu etkinlikler devam edecek. Bu etkinliğin ilk ayağını da Ankara’da gerçekleştirmek istedik.” dedi. Çetinkaya, “Dizilerdeki çalışma süresi ortalama 15 saattir. Dizilerin süresi uzadıkça bu süre de uzuyor. Geçtiğimiz yıl bu soruna dair neler yapılabileceğini konuşmak için yapımcılar ile bir araya geldik. Yapımcılar topu yayıncılara, yayıncıların ise reklam verenlere ve RTÜK’e topu attı. Burada şunu görüyoruz. Yapımcılar ve yayıncılar paranın, siz sağlığınızın ve güvenliğinizin peşindesiniz” şeklinde konuştu.

“ÖNCE KENDİ HAKKIMIZIN FARKINDA OLCAĞIZ”

Oyuncular Sendikası Genel Mali Sekreter Taner Rumeli ise şunları söyledi: “Okulda memleketi kurtaracaktık, sonra tiyatroyu kurtarmanın peşine düştük. Ben Ankara Dil Tarih’te tiyatro okudum. Buradan İstanbul’a gidince yani sektörün içine girince şunu fark ettim ki; hiçbir şey okuldaki gibi değil ve gördüm ki kendi haklarının bile farkında olmayan bir kişi nasıl memleketi aydınlatabilecek ki? Sonuçta bizim mesleğimiz bir aydınlanma mesleğiydi. Sonuçta sanatla birlikte bir aydınlanma yaratmak niyetindeyiz. Dolayısıyla kendi hakkının farkında olmayan biri ne kadar özgür olabilir.” Rumeli, sektörde ye alan ve sektörün birçok sıkıntısını yaşadığını ifade ederek, “Sorunlarımızı önce biz çözeceğiz. Sosyal diyalog diye bir şey var. Bu diyalog yolu çok sıkıntımızı çözer. Mesela bizim yasalarımız aslında gayet ileri, ancak uygulamada sıkıntı var. Bu uygulanma sorununu da çözersek sorunlarımız daha da azalacak. Öte yandan tiyatrolarda da birçok sıkıntılar yaşanıyor. Sendika olarak tüm özel tiyatrolarla bir araya geldik. Bu toplantılar ardından şu anda bir kooperatif kuruluyor. Eğer kooperatif kurulursa tüm oyuncular haklarını alma yoluna gidecek.” Rumeli “Meseleyi sosyal diyalog çerçevesinde alarak demokrasiyi işletmek durumundayız. Bizim burada korkmayın, birlikte olursak sorunlarımızın üstesinden geliriz.” dedi. Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Orçin de, “Bir tiyatro da ya da sette bulunmak için çok da seçim şansımızın olduğu bir piyasamız yok. Her birimize ‘alternatifi’ çoktan bulunuyor. Ucuz işgücü bizim sektörde de çoktur. Sektörde biraz hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kırbaçlı kurallardan geliyoruz. Tek başına bir yere varamama ya da hareket edememe durumu, sendikanın kurulmasını doğurdu. Bu durum bana çok büyük bir güç verdi. Sahada bir araya gelmeden hiçbir şeyin olmayacağını zamanla anlıyorsunuz. O yüzden hem tiyatroda hem de setlerde hayal ettiğim şey ile karşılaştığım şeyler aynı şeyler değildi. Bu durum her meslekte mevcuttur. Yani işin doğasıdır.” değerlendirmelerinde bulundu.

SENDİKAL MÜCADELE

 Orçin, sendikal mücadele sürecine vurgu yaparak, “İstanbul Şehir Tiyatrosunda 20. yılım. Biz 7 yılda çeşitli kazanımlar elde ettik diye konuşuyoruz. Alınacak yollar ve kazanımlar birdenbire olmuyor. Çalıştığımız yerlerdeki sistemi değiştirmek için birlikte hareket etmeliyiz. Mesela şehir tiyatrosunda yaşadığımız bazı sıkıntıların çözümünde sendika büyük rol aldı. Operayla ilgili bazı sıkıntılar çözüldü, şehir tiyatrolarında çözüldü. Yani o nedenle sendikanın önemini vurgulamak istiyoruz. Sendikayla birlik olmak gerekiyor. Seslendirmeyle ilgili kazanımlar da aynı şekilde sendikayla oldu.” dedi. Tiyatro ve setlerde çocuk oyuncular konusuna değinen Orçin, “Oyuncular Sendikası olarak Uluslararası Aktörler Federasyonu’nun üyesiyiz. Dolayısıyla dünyadaki gelişmeleri de takip ediyoruz. Dünya standartlarını öğrendiğimiz ve takip edebildiğimiz kadarıyla çalışma koşulları işçi sağlığı ve koşullarını iyileştirmeye çalışıyoruz. Mesela “Bu sette çocuk var kampanyası” oldu. Bu kampanyayla çocukların ne şekilde ve ne koşullarda çalışması gerektiği standartları belirlendi ve elden geldiğince uygulandı. Konuşmaların ardından etkinlik örencilerin sorularıyla son buldu.