İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Altındağ'da hareketli gün

Genel

Kalecik Altınköy'de

Genel

Çubuk'tan 81 ilde 81 okulla "ilk teneffüs" turşusu

Genel

Akyurt Belediyesi'den 'Bebek Kütüphanesi'

Genel

Yüz yüze eğitim öncesi okullar dezenfekte ediliyor

Genel

Altındağ'a konforlu otobüs durakları

Genel

Altındağ'dan Polatlı'ya destek

Genel

Mamak'ta cadde ve sokaklar sabunlu su ile yıkanıyor

Genel

 Başkentlilerden 'Halk Çerez'e yoğun ilgi

Genel

Altındağ'da mis kokulu açılış

Genel

Çocukluk hayalini ata tohumlarıyla gerçekleştirdi

Genel

Gökçehöyük ve Hacımuratlı'nın su krizi çözüldü

Genel

Genel Haberleri

JMO, savcıları göreve çağırdı!

Makbule AKGÜL AKKUŞ 14.02.2020 10:45
JMO, savcıları göreve çağırdı!

Elazığ depreminde beklenenin üzerinde binanın yıkıldığı açıklamasını yapan JMO Cumhuriyet savcılarını göreve çağırarak sorumluluğu bulunan kişilerin tek tek belirlenmesini istedi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, Elazığ depreminde beklenenin üzerinde binanın yıkıldığına dikkat çekti. JMO ancak hala Cumhuriyet savcılarının bu konuda harekete geçmediğini belirterek, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yüksek oranda bina hasarlarının tespit edilmiş olması, hasar gören binaların etüt ve proje müelliflerinin, denetim süreçleri içerisinde yer alan fenni mesullerin, bu binalara ruhsat veren belediye veya ilgili valilikler ile müteahhit firmalarının görevlerini yapmadıklarını açıkça göstermektedir” dedi. JMO, Elazığ depreminin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda 8 bin 519, Malatya’da 2 bin 800 olmak üzere toplam 11 bin 319 binanın yıkık, acil yıkılacak veya ağır hasarlı olduğu kaydedilerek, bugüne kadar 200’ü aşkın binanın da acilen yıktırıldığının açıklamalardan anlaşıldığı açıklamasını yaptı. Elâzığ merkezde ölçülen 149.838 gal ivme değeri dikkate alındığında, ağır hasar gören çoğu binanın mevcut deprem düzeyine göre hasar görmemesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, "Oysa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yüksek oranda bina hasarlarının tespit edilmiş olması, hasar gören binaların etüt ve proje müelliflerinin, denetim süreçleri içerisinde yer alan fenni mesullerin, bu binalara ruhsat veren belediye veya ilgili valilikler ile müteahhit firmalarının görevlerini yapmadıklarını açıkça göstermektedir" denildi.

SAVCILAR HALA HAREKETE GEÇMEDİ

Açıklamada binaların yıkılması veya bu oranda ağır hasar görmesinin 4 temel nedeni; "Zemin araştırmalarının tanımlanan standartlara göre yapılmaması veya denetlenmemesi, taşıyıcı sistem yapısı ve geometrisinin standartların ve uygulama mevzuatının öngördüğü ölçütlere göre yapılmaması veya yaptırılmaması, yapıda kullanılan malzeme ve işçiliğin günün öngördüğü standartlarda yapılmaması, fenni mesul ve ruhsat veren kurumların kontrol ve denetim hizmetlerini gerçekleştirmemesi" olarak sıralandı. İmar Kanunu ve Yapı Denetimi hakkındaki kanunun yapı üretim süreçlerinde görev alan ve ruhsat eki etüt ve projelerin hazırlanmasını gerçekleştiren proje müellifleri, fenni mesuller, müteahhit firma ve ruhsat veren kurumların sorumluluklarını tek tek tanımladığı belirtilen açıklamada, depremin üzerinden 15 günü aşkın süre geçmesine rağmen Cumhuriyet savcılarının harekete geçmediği ifade edildi.

“BAKANLIK YIKIMLA ÜZERİNİ Mİ ÖRTÜYOR?”

Açıklamada, “Yapı üretim ve denetim süreçlerinde yer alan tek bir kişi hakkında soruşturma açılmadığı gibi, buna ilişkin delillerin de Cumhuriyet savcıları veya ilgili mahkemeler tarafından tespitleri yapılmaksızın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından alınan idari kararla hızla yıktırılmakta olduğu görülmektedir. Önümüzdeki süreçte, evleri hasar gören vatandaşlarımızın sorumlular hakkında yargı yolu ile işlem yapmasını önleyecek nitelikteki bu uygulama, Bakanlıkça bazı sorunların üstünün örtülmek istenildiği izlenimini vermektedir” denildi. Cumhuriyet savcılarının göreve çağrıldığı açıklamada, inşa tarihi itibariyle o günün norm ve standartlarına göre binaların inşa edilmemesi nedeniyle hasar görmelerine sebebiyet veren müteahhit firmalar, etüt ve proje müellifleri, fenni mesul ve ruhsat veren kurumlarda sorumluluğu bulunan kişilerin tek tek belirlenmesi, sorumlular hakkında soruşturma açılarak gerekli yasal işlemlerin başlatılması talep edildi.