İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kültür-Sanat

Ulucanlar'a yoğun ilgi 

Genel

 Muhtar değil insan hakları aktivisti 

Kültür-Sanat

Ankara'da yaz akşamlarına "Yaz" ile merhaba

Genel

Minik öğrenciler dersi doğada oynayarak yaptı

Genel

Başkan Yavaş imzalı çevreci projeler hayata geçiyor 

Genel

Can dostlara sıcak yuva 

Magazin

İngiltere güzeli Muğla'ya hayran kaldı 

Genel

Dev Projeye miniklerden büyük destek 

Kültür-Sanat

Piyanist İdil Biret'ten "19 Mayıs" konseri

Genel

Europa-Orient/Doğu-Batı Dostluk Ve Barış Ralli'si Ankara'dan yola çıktı

Genel

19 Mayıs'ı başkentin zirvesinde kutladılar

Spor

Engelleri bocceyle aştılar 

Genel

Genel Haberleri

Akşener: “Siyaseten intihar ettiler”

Tolga ALCA 14.05.2019 16:22
Akşener: “Siyaseten intihar ettiler”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimi kararına ilişkin, “İktidar partileri sandık sonuçlarını tanımayarak Türkiye'ye en büyük kötülüğü yaptılar. Sandığı tekmelediler, kendileri de siyaseten intihar ettiler” dedi.

Akşener, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada YSK'nin İstanbul seçiminin yenilenmesine ilişkin kararına değindi. 6 Mayıs 2019 Pazartesi günü YSK üzerinden milletin iradesine darbe yapıldığını savunan. Akşener,“Demokrasimize vurulan bu yargı darbesi karşısında sessiz kalmayacağız. Demokrasiye her türlü müdahale bir darbedir ve biz her türlü darbeyi reddedeceğiz. Bağımlı yargı yoluyla millet iradesinin gasp edilmesi, ikinci bir 28 Şubat darbesidir” diye konuştu.

“HAK YİYEN MAĞRURLARA DÖNÜŞTÜLER”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 28 Şubat döneminde talimatlı bir mahkeme kararıyla belediye başkanlığından uzaklaştırıldığını anımsatan Akşener, “6 Mayıs'ta bu olayın tekrarı yaşandı. Dünün mağdurları, maalesef yolun sonunda hak yiyen mağrurlara dönüştüler. O gün hukuksuzluğa maruz kaldığında nasıl Sayın Erdoğan'ın yanında durduysak, bugün de hukuksuzluğa karşı Ekrem İmamoğlu'nun yanında duracağız” ifadesini kullandı. Erdoğan'ın, Kenan Evren'i bile geride bırakarak sandığı devirdiğini ileri süren Akşener, şöyle konuştu:  “6 Mayıs darbesiyle Türkiye'de bir kez daha rejim değişikliği yaşandı. Gelinen süreçte partili cumhurbaşkanlığı sisteminin de ötesine geçilerek parti devleti rejimine dönüş yapıldı. Anayasa fiilen askıya alındı. Sayın Erdoğan artık tek adam olmakla yetinmeyip, tek seçmen olmaya çalışıyor. İktidar partileri sandık sonuçlarını tanımayarak, Türkiye'ye en büyük kötülüğü yaptılar. Sandığı tekmelediler, kendileri de siyaseten intihar ettiler. Sayın Erdoğan'a millet 'dur' dedikçe, ortağı 'atla' dedi. Milletin ve devletin akıbeti Erdoğan’ın iki dudağının arasında değildir.”

“YAPTIKLARI İŞİN MANTIĞI YOK”

“İYİ Parti'nin Bursa Mustafakemalpaşa'da aynı gerekçeyle yaptığı itirazı reddedip, İstanbul'da neden iptal kararı verdiniz?” sorusunu ısrarla soracaklarını belirten Akşener, “Milletimizin aklıyla alay etmeyi bırakın. Aynı zarfa konulup, aynı sandığa atılan dört oyun neden sadece bir tanesi geçersiz? Milletimiz bunu soruyor ama beylerden cevap yok. Çünkü yaptıkları işin mantığı yok” dedi. Türk milletinin demokrasiden otokrasiye dönüş çabalarına karşı çaresiz ve çözümsüz olmadığını dile getiren Akşener, Türkiye'nin Venezuela veya Kuzey Kore olmasına müsaade etmeyeceklerini söyledi.  Meral Akşener, meselenin artık İYİ Pati ile AK Parti ya da Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasındaki bir yarış olmaktan çıkarak, darbe ile demokrasi arasında tercih yapma mesele haline geldiğini savundu.  Akşener, gazeteci Yavuz Selim Demirağ'a yapılan saldırıya değinerek, “Bir gazeteciye, sopalarla ve öldürme kastıyla saldıranların, ifadelerinde 'trafik kavgası' deyip olay basit bir yaralama vakasıymış gibi serbest bırakılmaları, medeni dünyaya anlatabileceğiniz bir iş değil” diye konuştu.

“MUTFAKTA BİR ŞEYLER PİŞİYOR”

Akşener, Tekirdağ'da Göknur Damat'a yapılan bıçaklı saldırıya ilişkin ise “Sayın Erdoğan'ın ‘Manevi kızım’ dediği Göknur Damat kızımız, evine girerken bıçaklı saldırıya uğradı. Açıkça görülüyor ki Türkiye, Sayın Erdoğan’ın yönetemediği bir yere gelmiş. Kendi manevi kızını koruyup kollayamayan bir adam, bu milleti nasıl koruyup kollasın?” değerlendirmesinde bulundu. Meral Akşener, AK Parti ve MHP'nin, birkaç oy hesabıyla, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmesinde çok yanlış adımlar attığını savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “İktidar, bölücü örgütün başının 8 yıl aradan sonra avukatlarıyla görüşmesine izin veriyor. Bir de bakıyoruz, iktidarın küçük ortağı, 'Öcalan avukatlarıyla görüşebilir' diyor. Daha önce söyledim, yine söylüyorum; mutfakta bir şeyler pişiyor. Çok değil, daha dün AK Parti iktidarına, 'Davası sona ermiş biri, bir hükümlü cezaevinde avukatlarıyla nasıl görüşür? Yeniden ihanet sürecine mi dönüyorsunuz?' diye soran küçük ortak, bugün bu görüşmeyi normal karşılıyor. Bu sadece ideolojik bir savrulma değil, Türk milliyetçiliği iddiasının gizli hesaplara teslim edilmesidir. Sizi kim buluşturuyor, kim konuşturuyor bilmiyorum ama bu defa kapalı kapılar ardında iş çevirmenize izin vermeyeceğiz.”

“RAKİPLERİMİZ BİZDEN DAHA MİLLİYETÇİ”

Meral Akşener, meydan savaşlarının devrinin kapandığını, bilek gücü ve cesaretle kazanılan savaşlar dönemlerinin biterek bunların yerini bilim ve teknoloji savaşları aldığının altını çizdi. Günümüzde ülkelerin ekonomik ve teknolojik gelişmelerle işgal edildiğine dikkati çeken Akşener, “Bugün yılda 875 bin otomobil ihraç ediyoruz ancak bu 875 bin otomobil satışından elde ettiğimiz kar, elma logolu o meşhur şirketin, Türkiye'de sattığı akıllı telefonlardan elde ettiği karı ancak karşılıyor. İşte bu ekonomik sömürgeciliğin ilk belirtisidir. İşte bu beka sorunudur” dedi.  Akşener, Türk milletinin birbirine rakip gibi gösterilerek meşgul edildiğini, oysa Türkiye'nin asıl rakiplerinin Almanya, Amerika, Rusya, İspanya ve Güney Kore gibi gelişmiş ülkeler olması gerektiğini ifade etti. Dünyadaki girişim ekonomisinin yüzde 50'den fazlasının ABD'de geliştiğini vurgulayan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, şunları kaydetti: “Eloğlunun tek bir şirketinin değeri bile Türkiye borsasının toplam değerinin 10 katına ulaşmış durumda. Almanya 255 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi. Dış ticaret fazlasından sağladığı geliri, yeni saraylar yapmak yerine, denizin üzerine rüzgar santralleri kurarak harcıyor. Bundan daha milliyetçi bir politika olabilir mi? Uluslararası arenadaki rakiplerimiz bizden daha milliyetçi oldukları için bizden daha iyi şartlarda yaşıyorlar. 'Yerli ve milliyim' diyerek, milliyetçi olunmuyor. Benim vatandaşım, bir Polonyalı kadar refaha sahip değilse, kriz altındaki Yunanistan vatandaşından daha zor şartlarda yaşıyorsa, sen kendine milliyetçi diyemezsin.”