Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Uluslararası Emîr Timur ve Timurlular Rönesansı Sempozyumu” Ankara’da başladı. Emîr Timur’un doğumunun 690. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen sempozyumun açılış programında, Emîr Timur ve Timurlular döneminin siyasi, askerî, bilimsel, kültürel ve medeniyet mirası farklı yönleriyle ele alınıyor.
Timurlu Rönesansı Çok Boyutlu Olarak İnceleniyor
Sempozyum kapsamında Emîr Timur’un siyasi ve askerî tarihi, devlet kurma süreci ve meşruiyet arayışından Timurlu Devleti’nin idari, hukuki ve sosyal yapısına; bilim ve düşünce hayatından mimari ve şehircilik anlayışına; edebiyat, yazma eserler ve kitap sanatlarından İpek Yolu ticaretine kadar geniş bir konu yelpazesi ele alınıyor.
Gerçekleştirilecek oturumlarda “Ankara Savaşı ve Anadolu Seferleri”, “Devlet Yapısı, Kurumlar ve Askerî Teşkilat”, “Siyasî Tarih ve Resmî Belgeler”, “Edebiyat ve Yazma Eserler”, “Bölgesel Faaliyetler ve Ekonomi”, “Kimlik, Tarihî Bellek ve Kültürel Miras” ile “Dış İlişkiler ve Meşruiyet Stratejileri” başlıkları altında bildiriler sunulacak.
Sempozyumda ayrıca Uluğ Bey Rasathanesi, astronomi ve matematik çalışmaları, Semerkant ve Herat merkezli mimari ve şehircilik, minyatür, hat, tezhip ve kitap sanatları, Çağatay Türkçesi ve Timurlu dönemi edebiyatı ile Timur ve Timurluların Osmanlı, Altın Orda ve diğer komşu devletlerle ilişkileri de ele alınıyor. Timurlu mirasının sonraki devletler üzerindeki etkisi, Babürlüler üzerinden şekillenen tarihî süreklilik, Timur ve Timurlulara ilişkin tarih yazıcılığı ile Özbekistan’ın “Üçüncü Rönesans” vizyonu da toplantının başlıca araştırma alanları arasında yer alıyor.
Türkiye ve Özbekistan arasındaki akademik iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sunan sempozyum, ortak tarihî ve kültürel mirasın bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasının yanı sıra Timurlu Rönesansı üzerine uluslararası literatürün geliştirilmesine de zemin oluşturması hedefiyle gerçekleştiriliyor.
Özbekistan Büyükelçiliği, Özbekistan Bilimler Akademisi, Taşkent Devlet Şarkşinaslık Üniversitesi ve Temuriler Tarihi Devlet Müzesi iş birliğiyle gerçekleştirilen sempozyum, Türkiye ve Özbekistan başta olmak üzere farklı ülkelerden Timur ve Timurlular tarihi üzerine çalışan akademisyenleri Ankara’da bir araya getirdi. İki gün sürecek sempozyumda Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Japonya ve İran başta olmak üzere farklı ülkelerden yaklaşık 30 bilim insanı bildirilerini sunuyor.
Açılışta Ortak Tarih ve Bilimsel İş Birliği Vurgusu
Sempozyumun açılış programında Özbekistan Büyükelçisi Dr. Ilkhom Khaydarov, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Taşkent Devlet Şarkşinaslık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saodat Abdullayevna Nosirova ve Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Emîr Timur Müzesi Müdürü Doç. Dr. Xurshid Turg’unovich Fayziev yer aldı.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Özbekistan Büyükelçisi Dr. Ilkhom Khaydarov, konferansın Sahibkıran Emîr Timur ve Timurlular döneminin zengin tarihî, bilimsel ve kültürel mirasına adanmasının önemine dikkat çekti. Etkinliğin TÜBA, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve Taşkent Devlet Şarkiyat Üniversitesi arasındaki yakın iş birliğiyle düzenlenmesinin önem taşıdığını belirten Khaydarov, son yıllarda Türkiye ve Özbekistan arasındaki bilimsel, eğitim ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların memnuniyet verici olduğunu ifade etti. 2026 yılının Emîr Timur’un doğumunun 690. yılı olması dolayısıyla özel bir anlam taşıdığını belirten Khaydarov, Emîr Timur ve Timurlular mirasının yalnızca tarihin büyük bir dönemini incelemek anlamına gelmediğini; millî devletçilik düşüncesi, bilim ve teknoloji, kültür, diplomasi ve evrensel medeniyetin gelişimi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Khaydarov, Timurlular döneminde Semerkant ve Buhara gibi şehirlerin dünya bilim ve kültürünün önemli merkezleri hâline geldiğine işaret ederek, Mirzo Uluğ Bey, Ali Şir Nevai, Abdurrahman Cami ve Zahirüddin Muhammed Babür gibi büyük isimlerin bu mirasın önemli temsilcileri olduğunu belirtti. Tarih literatüründe “Timurlu Rönesansı” olarak adlandırılan bilimsel ve kültürel yükselişin yalnızca Özbekistan’ın veya Türk halklarının değil, bütün insanlık medeniyetinin ortak mirası olduğunu ifade etti.
Khaydarov ayrıca farklı ülkelerden Timur tarihi uzmanlarını bir araya getiren sempozyumun, ortak tarihin tarafsız biçimde anlaşılması ve bilimsel temelde değerlendirilmesi açısından önemli bir platform oluşturduğunu kaydetti.
“Köklü Türk Devlet Geleneklerinin Bilimsel Zeminde İncelenmeli”
TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker ise konuşmasında, 2026 yılının Emîr Timur’un doğumunun 690. yılına denk gelmesinin hem Özbekistan’da hem de uluslararası akademik çevrelerde geniş kapsamlı bir anma ve yeniden değerlendirme sürecine vesile olduğunu belirtti.
Emîr Timur’un kurduğu Timurlu Devleti’nin Türkistan, İran, Kafkasya ve Kuzey Hindistan’a uzanan geniş bir coğrafyada siyasi birlik oluşturduğunu ifade eden Şeker, Semerkant ve Herat başta olmak üzere birçok şehrin bu dönemde bilim, sanat, mimari ve edebiyat alanlarında önemli merkezlere dönüştüğünü söyledi. Uluğ Bey’in astronomi çalışmaları ile Ali Şir Nevai’nin Çağatay Türkçesiyle oluşturduğu edebiyat geleneğinin Timurlu Rönesansı’nın başlıca göstergeleri arasında yer aldığını kaydetti.
TÜBA olarak köklü Türk devlet geleneklerinin ve ortak kültürel hafızanın akademik ve bilimsel zeminde incelenmesine büyük önem verdiklerini vurgulayan Prof. Dr. Şeker, bu anlayışın önemli çalışmalarından birinin “Emir Timur ve Mirası” adlı TÜBA eseri olduğunu belirtti. Eserde Emîr Timur’un tarih sahnesindeki özgün rolü, siyasi ve askerî yönü ile Timurlu hanedanının Türk-İslam medeniyetine kazandırdığı ilim, sanat ve düşünce birikiminin çok boyutlu biçimde ele alındığını ifade eden Şeker, eserin İngilizce ve Özbekçe çevirilerinin de hazırlandığını söyledi. Sempozyumun bu çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu belirten Prof. Dr. Şeker, Türkiye, Özbekistan ve diğer ülkelerden araştırmacıların ortak bir akademik zeminde buluşmasının Timurlu mirasına ilişkin güncel araştırmaların geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
“Ortak Tarihimizi Geleceğe Taşımak Bilimsel İş Birlikleriyle Mümkün”
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu da konuşmasında, iki gün sürecek sempozyum kapsamında farklı ülkelerden yaklaşık 30 bilim insanının Ankara’da bir araya gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
2026’nın Emîr Timur’un doğumunun 690. yılı olması nedeniyle ayrı bir anlam taşıdığını belirten Köseoğlu, sempozyumun Timurlu tarihinin siyasi ve askerî boyutlarının yanı sıra bilim, sanat, mimari, edebiyat ve kültür alanlarındaki mirasının çok yönlü biçimde değerlendirilmesine imkân sunduğunu söyledi. Köseoğlu, özellikle Türkiye ve Özbekistan’dan genç araştırmacıların deneyimli bilim insanlarıyla aynı akademik ortamda bulunmasının sempozyumun önemli kazanımlarından biri olduğunu vurguladı. Ortak tarihin yalnızca başarılar ve parlak dönemler üzerinden değil, toplulukları birbirinden uzaklaştıran kırılmalar, ihtilaflar ve yanlış anlamalarla birlikte bilimsel olarak incelenmesi gerektiğini ifade eden Köseoğlu, bu çalışmaların Türk dünyasının ortak hafızasının güçlendirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.
“Türk Dünyası Yüzyılı” olarak nitelendirilen 21. yüzyılda ortak tarih, kültür ve medeniyet bağlarının bilimsel iş birlikleriyle daha da güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Köseoğlu, sempozyumun yeni araştırmalara, yayınlara, öğrenci ve akademisyen hareketliliğine ve uzun vadeli bilimsel projelere vesile olmasını temenni etti.
Açılış Konferansında Emîr Timur’un Türk ve Dünya Tarihindeki Yeri Ele Alındı
Açılış programının ardından Prof. Dr. Hayrunnisa Alan tarafından “Timur’un Türk ve Dünya Tarihindeki Yeri” başlıklı açılış konferansı gerçekleştirildi. Böylece sempozyumun bilimsel programı, Emîr Timur’un Türk ve dünya tarihindeki konumunun kapsamlı biçimde değerlendirildiği açılış konferansıyla devam etti.




