İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Ustaları yakından tanımak için son 2 gün

Genel

Yenimahalle'nin kadın projeleri Tiran'da

Genel

Yaşasın Cumhuriyet!

Genel

Daha gürültüsüz bir başkent için

Kültür-Sanat

İmkansız aşkın ütopik öyküsü "Nina", Tatbikat Sahnesi'nde

Genel

Dünyaca ünlü eser “Cimri” büyükşehir sahnesinde…

Kültür-Sanat

Ankara'da Kukla Şöleni başlıyor

Genel

 Hacettepe Üniversitesi öğrencileri solo otobüs hizmetinden memnun

Çevre

Kurtboğazı'ndan 1 tona yakın çöp çıktı

Ekonomi

“Girişimcilik ruhunu korumalı ve buna uygun habitatı oluşturmalıyız”

Kültür-Sanat

İmkansız aşk "Aida" operası Congresium'da

Genel

Büyükşehir'den 219 çifte toplu nikah töreni...

Ekonomi

Ekonomi Haberleri

TİS süreci özlük hakları kapsamalı

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 11.07.2019 11:50
TİS süreci özlük hakları kapsamalı

Büro Emekçileri Sendikası (BES) Yönetimi 2020 ve 2021 yıllarında alacağı zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri önümüzdeki taleplerini açıkladı. BES Genel Başkanı Serpil Akpınar, “Toplu sözleşme süreci kamu emekçilerinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarının tümünü kapsamalı ve grev hakkının kullanıldığı bir süreç olmalıdır” dedi

Kamu emekçileri ve emeklilerinin 2020 ve 2021 yıllarında alacağı zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri önümüzdeki Ağustos ayında yapılacak ve 3 milyonun üzerinde kamu emekçisi ile 2 milyon üzerinde memur emeklisinin merakla beklediği zamlar belirlenecek. BES Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıda konuşan BES Genel Başkanı Serpil Akpınar, süreçten beklentilerini açıkladı. Akpınar, toplu sözleşme sürecinin tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini belirtti. Akpınar, 2020-2021 dönemi toplu iş sözleşmesinden genel taleplerini şöyle sıraladı: “Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplu sözleşme düzeni yaratılmalıdır. OHAL KHK’ları ile hukuk dışı bir şekilde hayata geçirilen ihraçlar ve açığa almalara son verilmeli, hukuki deliller ve mahkeme kararları olmadan ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir. Kamuda sözleşmeli istihdama son verilmeli, sözleşmeli olarak işe başlatılan büro emekçileri kadrolu istihdam edilmelidir. 2018-2019 toplu sözleşme dönemine ilişkin ekonomik kayıplarımız, TL de yaşanan değer kaybı ve satın alma gücündeki azalma üzerinden net bir şekilde hesaplanarak ödenmeli ve söz konusu fark, kamu emekçileri ve emeklilerin taban aylığına mutlaka yansıtılmalıdır. Yılın ikinci yarısında maaşlarımızda yaşanan erimenin önüne geçilebilmesi için vergi dilimi soygununa son verilmeli, Açlık sınırı altındaki ücretlerden vergi, sigorta vb. gibi kesintiler kaldırılmalıdır. yüzde 15 olan 1’nci gelir vergisi dilimi yüzde 10’a indirilmeli, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlarda gelir vergisi, birinci vergi diliminde sabitlenmelidir. Zorunlu Bireysel Emeklilik uygulamasından vazgeçilmelidir. Temel ücretler arttırılmalı, en düşük ücret yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır. Her türlü ek ödemenin emekli aylığına yansıması sağlanmalıdır. 2019 Yılı için gerçekleşen Enflasyon+Büyüme Oranı (Refah Payı) kadar ek zam yapılmalıdır. TÜİK verilerine göre, 2020 itibariyle ortalama kira bedeli olan 1.000 TL kira yardımı ödenmelidir. Bütün büro emekçilerine; yılda bir olmak üzere 1.500 TL giyim yardımı ödenmelidir. Eş ve çocuk yardımı 750 TL olmalıdır. Kamu emekçilerine, yılda iki kez tam maaş tutarında ikramiye ödenmelidir. Çalışmayan eş için yapılan aile yardımı emeklilikte de devam etmelidir.”

“SİYASİ KADROLAŞMAYA SON VERİLMELİ”

Kamuda siyasi kadrolaşma uygulamalarına değinerek daha sonra talepleri şöyle aktardı: “Kamuda siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, yöneticilerin belirlenmesinde ve ilk atamalarında sendikal, siyasal referanslar değil, liyakat temel alınmalıdır. Ek göstergelerde güncelleme yapılarak, ilk, orta ve lise mezunlarının da ek göstergeden yararlandırılmasına imkân sağlanarak, en az 3600 ek gösterge tüm büro emekçilerine verilmelidir. Sözleşmeli büro emekçilerine görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına girme hakkı verilmelidir. Kadrolu çalışanlar ile sözleşmeli çalışanların her türlü izin hakları eşitlenmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b'li emekçilerin, 4/a'lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir. Kadrolu çalışanlar ile sözleşmeli çalışanların her türlü izin hakları eşitlenmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b'li emekçilerin, 4/a'lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.”

KADIN TALEPLERİ

Akpınar, kadın taleplerinde öne çıkanları ise şöyle anlattı: “Kadınların işyerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılık ile taciz ve mobbingi önleyici politikalar ve mekanizmalar oluşturulmalıdır. Taciz ve mobbingin açığa çıkmasını kolaylaştırıcı, failleri caydırıcı ve mağdurları koruyucu tedbirler alınmalıdır. Kadın emekçilere yönelik işlenen her türlü eril suçta (sözlü taciz, fiziksel taciz, cinsel taciz, mobbing, tehdit, şiddet) kadının beyanı esas alınmalı, herhangi bir belgelendirme istenmeksizin gerekli soruşturma ve kovuşturma başlatılmalıdır. Boşanma aşamasında olan, boşanmış olan, mobbinge, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değiştirme talepleri, beyanları esas alınarak, herhangi bir belgeye gerek kalmaksızın ve bekletilmeden yerine getirilmelidir. İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla, kadınlar için kurgulanan esnek (yarı, kısmi, uzaktan, tele vb.) zamanlı çalışma biçimleri terkedilmelidir. Güvenceli ve tam zamanlı hak kayıpları yaratmayan çalışma esas alınmalıdır. Ev ve bakım (çocuk, yaşlı, hasta vb.) sorumluluklarını yalnızca kadına yükleyen anlayıştan uzaklaşılmalı, bu anlayışı ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmelidir. Bakım (çocuk, yaşlı, hasta) hizmetlerinin, parasız, anadilinde, 24 saat açık, nitelikli ve denetimli kurumlar tarafından verilmesinin imkanları yaratılmalıdır. Bir ebeveyn hakkı olarak her işyerinde kreş açılmalıdır. Doğum öncesi ve sonrasında kadının ihtiyacına göre kullanabileceği en az 24 ay ücretli doğum (analık) izni uygulanmalıdır. Analık izni bitiminden çocuğun ilköğretim yaşına kadar anneye ve babaya ayrı ayrı ücretli ve devredilemez en az 1’er yıllık ebeveyn izni hakkı verilmelidir. Süt izinlerinin kullanımının önündeki her türlü yasal ve fiili engel kaldırılmalıdır.”