İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Çankaya 2. Kitap Buluşması başlıyor

Genel

Yeteneklerine hayran bırakıyor

Kültür-Sanat

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde “Fındıkkıran” zamanı

Genel

Başkentte ambulans sürücüleri zorlu parkurda

Genel

Altın patenler buz üstünde

Genel

İlk kez tekerlikli sandalyede maç yaptılar

Kültür-Sanat

Şefika Kutluer Festivali başladı

Genel

Çocuk meclisi üyelerinin tarihe yolculuğu

Genel

Yenimahalle'de "Engelleri Birlikte Aşalım" etkinliği

Genel

Otopark duvarı tabloya dönüştü

Genel

 Engelli öğrencilerden alkışlanacak proje

Genel

Altındağ'da kütüphaneli semt pazarı

Ekonomi

Ekonomi Haberleri

Arabuluculuk alternatif olamaz!

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 07.05.2019 10:31
Arabuluculuk alternatif olamaz!

23ʼüncü Tüketici Konseyi gerçekleştirildi. Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, “Tüketici Sorunları” ile ilgili Başkentʼe genel bir değerlendirme yaptı. Tüketici haklarına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Koçal, “Adalet herkes için eşit ve erişilebilir, öngörülebilir olmalıdır. Tüketici işleminin tüketici olan tarafı güçsüzdür. Korunması anayasal bir hak ve şarttır. Anayasamız gereği Devlet tüketiciyi korumak ve koruyucu tedbirleri almak zorundadır. Bunlar tavsiye değil anayasal görevlerdir.” dedi.

 23’üncü Tüketici Konseyi gerçekleştirildi. Başkent’e konuşan Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, “Bilinmelidir ki tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk, zaten sorunlu olan tüketicinin korunması hususunda, içinden çıkılmaz daha büyük sorunlar yaratacaktır. En temel korunmaya muhtaç alanlardan gerek iş hukuku gerekse tüketici hukukunda zorunlu arabuluculuk getirilmiştir ya da getirilmeye çalışılmaktadır. Bu iki alanın da ortak noktası güçlüye karşı güçsüz konumda olanın korunmasını temel alan emredici hükümlerden müteşekkil hukuk alanlarıdır. İlginçtir ki ilk bakışta hem tüketici ya da işçi lehine, yıllarca türlü emek ve mücadelelerle kazanılmış hakların yer aldığı emredici mevzuat ve hükümler yerinde durmakta, hem de ihtiyari olduğu yazılı olan hukuk uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk getirilmektedir.” diye konuştu. Tüketici konusunda arabuluculuğun çok sağlıklı olmayacağına dikkat çeken Koçal, “Tüketici hakem heyetlerinin, işlemediğinden veya yoğunluktan yine tüketici mahkemelerindeki dava dosyalarının çokluğundan bahsederek arabuluculuğu önermek tüketici konumunda olan halkı güçlülerin eline teslim edilmesi demektir.” değerlendirmelerinde bulundu.

TÜKETİCİ UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK

Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğun sakıncalarını anlatan Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketici Hukukunun kendine özel muhakeme yolları belirlenmiş olan ve neredeyse tamamı emredici hükümlerden oluşan karma bir hukuk dalı olduğunu ifade etmiştik. Tüketici uyuşmazlıkları salt uyuşmazlığın taraflarını değil, bütün kamuoyunu doğrudan etkileyen konuları içermektedir. Uyuşmazlığın taraflarından olan tüketici ile genel olarak halk kavramı neredeyse özdeş kümelerdir. Öyle ki, satıcı/sağlayıcı konumunda bulunanlar dahi ticari veya mesleki faaliyet alanları dışında tüketici konumunda ve tüketici sıfatındadırlar. Arabuluculuğun en temel özelliklerinden biri tarafsızlıktır. 6502 Sayılı Yasanın isimlendirmesi Tüketici Kanunu değil Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dur. Tüketici mevzuatının isimlendirilmesi dahi uyuşmazlık çözümlerinin ve ilgili düzenlemelerin temayülünü doğrudan ortaya koymakta bir anlamıyla yön vermektedir.”

Tüketicinin maddi yönden kendisini koruyamayacak bir konumda olduğunu ifada eden Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketici, maddi yönden kendisini koruyamayacak olan konumundadır. Bu sınır salt finansal güçsüzlük olarak düşünülmemeli: uyuşmazlık ortaya çıkması halinde çözümü için harcayacağı zaman ve emek de ayrıca bir külfet Sermaye birikimi olarak, ister esnaf, isterse büyük ticari işletmelerin uyuşmazlıklara müdahale etmek için imkânları son derece güçlüyken, tek tek tüketicilerin sorunlarla baş edebilmek için maddi olanakları oldukça sınırlıdır. Bu sınır salt finansal güçsüzlük olarak düşünülmemeli, uyuşmazlık ortaya çıkması halinde çözümü için harcanacak zaman ve emeğin de ayrıca külfet oluşturacağı düşünülmelidir. Yasalarımız tacire basiretli davranma yükümlülüğü getirmiştir ancak bu yükümlülük tüketici için söz konusu olamaz. Tüketici çoğu zaman aldığı mal veya hizmetin teknik bilgisinden veya hepimizin bildiği üzere tüketici olarak haklarına ilişkin bilgiden yoksundur. Tacir ise profesyonel olarak yaptığı işin inceliklerini bilmekte olup, basiretli davranma yükümlülüğü gereği yasal gereklilikleri takip etmekle ve uymakla yükümlüdür. Faaliyeti gereği bunun için gereken donanım ve bilgiyi sağlamak imkân ve yükümlülüğü bulunmakta, hatta bu imkânları da adeta üretim araçları gibi işletmesinin temel unsurlarından saymak gerekmektedir.”

Arabuluculukta tüketicinin haklarının tehdit altında olduğunu söyleyen Koçal, “Tüketicinin en temel haklarından olan zararının tazmin edilme hakkı arabuluculuk ile birlikte büyük bir tehdit altındadır. Pratik deneyimlerimiz bize göstermektedir ki, tüketicilerin pek azı haklarından haberdardır. Arabuluculuğun en temel özelliklerinden bir diğeri gizliliktir. Yasaya göre arabuluculuk faaliyeti ve sonuçları gizlidir. Tüketici uyuşmazlıklarının tarafları salt tüketici işleminin tarafları değil bütün kamuoyudur. Tüketici sorunlarının çözümü için gerek Anayasa, gerekse diğer tüketici mevzuatıyla devlete aktif sorumluluklar yüklenmiş ve önleyici tedbirler alınması emredilmiştir. Tüketici Hakem Heyetleri ve tüketici mahkemeleri yoluyla, tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin sorunlar alenen ortaya çıkmakta, sorunların kaynağı rahatlıkla tespit edilmektedir. Tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin hakem heyetlerinin faaliyetlerine ve mahkemelerde görülen davalara dair bakanlığa detaylı bilgi akışı sağlanmakta ve bu sayede sorunların çözülmesi değil daha önemlisi önlenmesi için veri toplanmaktadır.” ifadelerinde bulundu.

Koçal, “Tüketicinin en temel haklarından birisi olan aydınlatılma yükümlülüğü arabuluculuk yoluyla açık bir tehdit altındadır. Anayasa gereği Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Örneğin kamu sağlığını ciddi yönde tehdit eden bir ürüne ilişkin uyuşmazlık artık bir tüketici uyuşmazlığı değil tüketici sorunudur ve devlet sorunun çözümü için etkin tedbirler almakla yükümlüdür. Bu ürünün bir kozmetik ürünü olabileceğini de varsayarsak; bu sorunun hukuki sonuçlarıyla beraber, idari ve hatta cezai sonuçları ortaya çıkabilecekken, gizli bir süreç olarak arabuluculukla, bu sorun bir uyuşmazlık olarak kalacak ve böylece de hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktır. Yani arabuluculukla halk sağlığının tehdit edilmesinin önüne geçilemeyecektir. Aksine eylem devam edecek ve konunun üzeri örtülecektir.” değerlendirmelerinde bulundu. Koçal çözüm önerilerini de aktararak, şunları ifade etti: “Tüketici Mahkemelerinin ihtisaslaşmasından geçer. Çözüm, Tüketici Hakem Heyetlerinin güçlendirilmesinden, verimliliğinin artırılmasından, Tüketici Örgütlerinin işlevselliğinin artırılmasından ve güçlendirilmesinden geçer. Tüketici Örgütleri olarak Tüketicinin Kazanılmış haklarını Arabulucu masasında pazarlık konusu yaptırmamak için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

ÇAKAR, MİLLİ TARIM PROJESİNİ ELEŞTİRDİ

Konseyde konuşan Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar da çeşitli tüketici sorunlarını dile getirdi. Çakar, gıda ve tarımın geleceğine ilişkin politikaların emperyalist tarım tekelleri ve onların yerli ortaklarına verildiğini ifade ederek, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanan “Milli Tarım Projesi”ni eleştirdi. Konseyde konuşmaların ardından, “Abonelik sözleşmelerinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri”, “Mesafeli sözleşmelerde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri”, “Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk tartışmaları” başlıklı çalıştaylara geçildi. 23’üncü Tüketici Konseyi’nde söz alan tüketici örgütü temsilcileri, Konsey’de alınan kararların “ilgili meciilerce öncelikle ele alınması” gerektiği, bu kararların Tüketicinin Korunması Hakkındadaki Kanun’ da yer alan güçlü tavsiye kararları olmasına rağmen, hemen hiç bir Konsey kararının hayata geçirilmediğini eleştirdiler. Bu konuda Tüketici konseyine katılan TÜDEF, TÖF, TBF, TÜÇEDEF den oluşan dört tüketici federasyonu tarafından verilen önerge kabul edildi. Bu önergeye göre; “17 Mayıs 2017 tarihinde yapılan 21’inci Tüketici Konseyinde alınan karar gereği oluşturulan ‘Araştırma ve Çalışma Komisyonu’nun aynı kurumsal temsiliyet ve aynı görev ve yetkilerle çalışmalarını sürdürmesi; Bu komisyonda bakanlık temsilcileri ve Konseye delege veren tüketici federasyonları, tüketici dernekleri ve vakıflarından birer temsilcinin yer alması sağlanarak, tüketici sorunlarına köklü etkin ve sürdürülebilir çözümler üretebilmesi; Yönetişim ilkelerine uygun bir anlayışla, tüketici örgütleriyle kamu kurumlarının çözümüne odaklı stratejik proje ortaklıklarına zemin oluşturulması; Tüketici haklarını iyileştirecek, tüketici örgütlerine daha verimli çalışma ve merkezi yapılanma ortam ve olanağına katkıda bulunmak üzere araştırmalarda bulunmak, daha önceki konsey çalışmaları ve alınan kararların tümünü gözden geçirilerek güncelliğini koruyan kararların uygulanabilmesi için yapılması gereken iş ve işlemler üzerinde çalışma yapılması; Komisyonun çalışmaları hakkında tüm konsey üyelerine 3 er aylık dönemler halinde rapor sunmak üzere görev ve sorumluluk verilmesi” kabul edildi.

Yoğun tüketici şikayetlerine yol açan bankacılık işlemleri ücret, komisyon, masrafları konusunda dört tüketici federasyonu tarafından verilen diğer bir önerge ile de “6502 sayılı yasanın 4/3 maddesinde yer alan BDDK’ya verilen yetki ile ilgili olarak tüketici haklarının gerekleri ve tüketici lehine mevzuat düzenlemesine esas oluşturacak hazırlık çalışma düzenlemesine esas oluşturacak hazırlık çalışmasını sağlamak adına bakanlık, BDDK, Bankalar Birliği ve tüketici federasyonlarından birer temsilcinin yer alacağı bir çalışma komisyonu kurulması” kararlaştırıldı. 23’üncü Tüketici Konseyi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre, “tüketici sorunlarını çözümü için ilgili merciler tarafından öncelikle ele alınmak üzere” çeşitli kararlarının alınmasıyla sona erdi.