Edirne Balkan Türkleri Federasyonu üyeleri, Şükrüpaşa Mahallesi’ndeki Yunanistan Konsolosluğu’na gelerek, 205 yıl önce Yunanistan’da zulüm gören ve Mora Yarımadası’nın Tripoliçe kentinde katledilen 40 bin Türk için konsolosluğa siyah çelenk bıraktı. Anma programı kapsamında kentin Saraçlar Caddesi'nde resim sergisi de açıldı.

‘KATLİAMLARINIZI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ’

Konsolosluk önünde Edirne Balkan Türkleri Federasyonu ve Dernekleri adına konuşan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse Yunanistan'ın tarihi gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini belirterek, "1821 Eylül ve Ekim ayları Yunan tarihinde unutulmaz katliamlarla anılan bir dönemdir. Kabul etmemek, yok saymak, reddetmek, inkar etmek tarihi gerçekleri ortadan kaldırmaya yetmez. Tarihin her anı katliamlarla dolu bir geçmişin telafisi olmayacağı gibi bunu kabul etmekten başka çare de yoktur. Sadece üç günde 40 bin civarı Türk olmaktan başka suçu olmayan kadını, çocuğu, yaşlıyı katletmek Yunan tarihinde yaşanmış bir gerçektir. Kin dolu Yunan çeteciler; Türk mezarlığını dahi kazıp, kemikleri çıkarıp yaktılar. İsyancılar, kuşatma esnasında Türklere cesaret veren, isyana karşı koymaya teşvik eden Tripoliçe Kadısı Halim Efendi'nin üzerine yağ döküp yakmak suretiyle katletmesi unutulur mu? 'Şehre girdiğim andan kaleye kadar atımın ayakları hiç yere değmedi; kapıdan hisara kadar yol tamamen cesetlerle kaplıydı.' Bu sözü söyleyen Yunan isyancıların başkomutanı Theodoros Kolokotronis'ten başkası değildir. Bundan 105 yıl öncesine bakalım. Hani Yunanistan'ın 'Küçük Asya Felaketi' dediği konu. İpleri başkalarının elinde olan yöneticilerinize Anadolu'yu hedef göstermeleri ve sonunda bozguna uğramalarının cezasını silahsız Anadolu insanından çıkarmasına ne denir?" ifadelerini kullandı.

Yunanistan yönetimine tepki gösteren Kocaköse, "Televizyonlarınızda, radyolarınızda, gazetelerinizde 24 saat Türklere karşı yaptığınız düşmanlık propagandalarından vazgeçin. Türklerden korkmayın bu kadar. Dost olduğunuz sürece dostuz. Türkiye sizin için bile sığınılacak bir limandır. Askeri cuntadan kaçmak zorunda kalan şu anki Başbakanınız ve ailesinin 1970'li yıllarda Türkiye'ye sığınması bile bizlerin ne kadar barışçıl davranışlarda bulunduğumuzun bir göstergesidir. Türkiye'de Rum okullarının birer birer açılmasının karşılığı, Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Türk okullarını birer birer kapatması olamaz. Yunanistan'da bulunan Türk Vakıf mallarının yönetiminin 1967 yılından itibaren görevden alıp yerine kendi atadığınız kişilerin gelmesi ne kadar adaletli? El konulan vakıf mallarını haraç mezat satmanız uluslararası kanunlara göre ne kadar doğru? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2008 yılında Batı Trakya'daki Türk sivil toplum kuruluşlarının adlarının iade edilmesi konusundaki kararını daha ne kadar uygulamayacaksınız? Sizin adaletiniz bu kadar. Ne tarih ne de insanlık yaptıklarınızı affetmeyecektir. Katliamlarınızı; unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız" diye konuştu.

‘BİZİM SÖZÜMÜZ UNUTMAYA VE SİVİLLERİN ÖLDÜRÜLMESİNE KARŞIDIR’

Babaeski Balkan Türkleri Dayanışma Derneği Kültür ve Sanat Oluşum Başkanı Mehmet Kamar da katliamın boyutlarına dikkat çekerek, "Bugün burada bir milletin diğerinden üstün olduğunu söylemek için bulunmuyoruz. Bir halkın acısını anlatırken başka bir halkın acısını küçümsemek için de bulunmuyoruz. Çünkü tarihin bize bıraktığı en büyük derslerden biri şudur; masum bir insanın kanı, hangi bayrağın altında dökülmüş olursa olsun masum bir kandır. Mora'da öldürülen Müslümanların ve Yahudilerin isimlerini bugün tek tek bilemiyor olabiliriz. Onların evlerini, yüzlerini, seslerini hatırlamıyor olabiliriz. Ama onların da bir annesi, bir babası, bir çocuğu, bir sevdiği vardı. Onların da yarım bıraktığı hayatları, açılmamış kapıları, söylenmemiş sözleri vardı" dedi.

Konuşmaların ardından Yunanistan Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı. Anma etkinlikleri kapsamında Saraçlar Caddesi'nde açılan resim sergisine vatandaşlar ilgi gösterdi

Kaynak: DHA