Alzheimer hastalığı, beyin hücrelerinde zaman içinde meydana gelen hasara bağlı olarak gelişen kronik ve ilerleyici bir rahatsızlık. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte beyin işlevleri etkilenmekte; bireylerin konuşma, karar verme ve günlük yaşamlarını bağımsız olarak sürdürme becerileri zamanla kaybolabilmekte. Alzheimer hastalığı, demansın en sık görülen türü olup tüm vakaların yaklaşık yüzde 60-70’ini oluşturmakta.
Dünya genelinde 55-57 milyon kişide demans olduğu ve yaklaşık her 3 saniyede bir kişide demans geliştiği tahmin ediliyor. Bakanlıktan yapılan açıklamada Alzheimer hastalığı ve demansın ülkemizde de halk sağlığını etkileyen önemli sorunlar arasında yer aldığı belirtildi.
Yaşam Tarzına Bağlı Risk Faktörleri Alzheimer ve Demans Riskini Artırıyor
Alzheimer hastalığı ve demansla ilişkili risk faktörleri arasında aile hastalık geçmişi ve cinsiyet gibi değiştirilemeyen unsurlar yer almakta. Bunların yanı sıra yaşam tarzına bağlı oluşabilecek yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, obezite ve tip 2 diyabet; tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve zihinsel olarak pasif olmak gibi değiştirilebilir risk faktörleri de bulunuyor.
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve risk faktörlerinin azaltılmasıyla hastalığın önlenmesi, geciktirilmesi veya etkilerinin azaltılması mümkün olabilmekte.
Demansın Yüzde 45’i Geciktirilebilir veya Önlenebilir
Araştırmalar, değiştirilebilir risk faktörlerine yönelik uygun müdahalelerle demans vakalarının yüzde 45’inin geciktirilebileceğini veya önlenebileceğini gösteriyor.
Alzheimer Hastalığında Erken Tanı Önem Taşıyor
Alzheimer ve demansın erken belirtileri arasında yeni öğrenilen bilgilerin unutulması, yön ve zaman karışıklığı, günlük işleri yapmada zorlanma, iletişim sorunları, karar vermede zorluk yaşama ve kişilik değişimleri yer almakta. Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada bu belirtilerin görülmesi durumunda uzman hekime başvurulması gerektiğini belirterek gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi ve demans açısından erken tanının sağlanması amacıyla, 65 yaş ve üzerindeki vatandaşların “Çok Yönlü Yaşlı Değerlendirmesi” kapsamında kayıtlı oldukları aile hekimliği birimlerine başvurmalarının önem taşıdığını ifade etti.





