Türkiye ekonomisinin 2026’nın ikinci üç ayında önceki üç aya göre %1,1, son bir yılda %2,3 büyüdüğünü hatırlatan Öztrak, “Son bir yılda; tarım sektörü %13,3, sanayi sektörü %2,4 hizmetler sektörü % 2 civarında büyürken İnşaat sektörü %1,9 daraldı. Alt sektörler itibariyle bakıldığında özellikle Bilgi ve İletişim sektöründe %8,6’lık büyüme dikkat çekiyor” dedi.
Tarımda iyi giden yağışların ve baz etkisinin büyümeyi desteklediğinin anlaşıldığını vurgulayan Öztrak, “Fakat sektördeki bu olağanüstü büyümeye karşın sektörde çalışan sayısı artmadı. Sanayi sektörüne yılın ikinci üç ayı için %2,4 büyüme yazan TÜİK, Aynı dönemde sanayide çalışan sayısının 226 bin kişi azaldığını söylüyor. Dahası, sanayide toplam çalışan sayısı son 4 çeyrektir yıllık ortalama 200 bin kişiden fazla azalıyor” değerlendirmesi yaptı.
Öztrak X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları vurguladı:
“Hazine Bakanlığı sanayide istihdam yaratmayan bu büyümenin, ‘Teknoloji yoğun sektörlerdeki’ olumlu görünümün desteğiyle gerçekleştiğini söylemekle yetiniyor. Sektör temsilcileri ise, sanayideki büyümenin savunma sanayi öncülüğünde, sektöre yayılmayan bir yapıda olduğunu doğruluyor. Neresinden bakarsak bakalım TÜİK tabelaya büyüme yazıyor. Ama çalışanlar işlerini, aşlarını kaybediyor. Emeğin GSYH içindeki payı ise azalıyor. İşgücü ödemelerinin milli gelir içindeki payı geçen yılın aynı dönemine göre 0,2 puan azalışla %38,1’e geriledi. Deprem harcamaları nedeniyle 2023’ten bu yana oldukça hızlı büyüyen, Bazı çeyreklerde %15’e dayanan artışlar kaydeden inşaat sektöründe, hem deprem bölgesindeki projelerin tamamlanma aşamasına gelmesi, hem de yüksek faizin etkisiyle ciddi bir yavaşlama var.”
14 ÇEYREK BÜYÜYEN SEKTÖRDE DARALMA BAŞLADI
Son 14 çeyrektir yıllık olarak büyüyen sektörde ibrenin daralmaya döndüğünü kaydeden Öztrak, “Bir önceki çeyreğe göre sektör son 3 çeyrektir üst üste daralıyor. Böyle bir daralmayı inşaat sektörü daha önce 2001 ve 2018 krizlerinde görmüştü. Yılın ikinci 3 ayında; vatandaşların tüketiminin büyümeye katkısı 2,3 puan. Geçen yılın aynı döneminde bu 3,2 puandı. Devletin tüketim harcamalarının büyümeye katkısı ise dört çeyrek sonra negatife döndü. Büyümeyi 0,2 puan aşağı çekti. Hem vatandaşın hem devletin tüketimindeki gerileme Tüketim talebinin önemli ölçüde azalmaya başladığını gösteriyor. Diğer taraftan, Yatırımlar yavaşlıyor, büyümeye katkısı 0,2 puan seviyesinde kalıyor. Net dış ticaretin büyümeye katkısı ise 0,6 puan. Fakat bu, ihracatın artmasından kaynaklanmıyor… İthalat ihracattan daha hızlı düşünce net dış ticaretin katkısı pozitife dönüyor. Bu dönemde stok değişimi ise büyümeyi 0,5 puan geri çekmiş” ifadelerini kullandı.
YÜKSEK FAİZ DÜŞÜK KUR EKONOMİNİN NEFESİNİ KESTİ
“Hükümet uzun zamandır sürdürdüğü, yüksek faiz düşük kur politikasının artık ekonominin nefesini kestiğini görmezden geliyor” vurgusu yapan Öztrak, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin potansiyelinin çok altındaki büyümeyi, ‘Makroekonomik temellerimiz güçleniyor’, ‘Önümüzdeki dönemde büyüme kademeli olarak artacak’ diyerek süslü paketlere sarıp pazarlamaya çalışıyor. Ama insanlar işlerini, aşlarını kaybediyor. İşsizlik bir türlü dizginlenemeyen enflasyonla bir olup, Vatandaşlarımızı her geçen gün daha fazla eziyor. Türkiye, bundan çok daha iyisine layıktır. Doğru bir program ve doğru kadrolarla, bu ülkenin imkanları doğru değerlendirildiğinde, vatandaşlarına en yüksek refah seviyelerini sağlar. Bunu yapabilmenin için ilk şartı, hakkı, hukuku, güveni bitiren tek kişilik yönetimin sandıkta evine gönderilmesidir.”




