Ankara’nın Ostim bölgesinde 2021 yılında bir araya gelen sekiz kadınla kurulan ANKAZEN, farklı alanlardaki bilgi ve deneyimleri ortak bir üretim yapısında buluşturdu. Kooperatif, kadın emeğini ekonomik değere dönüştürme hedefiyle sos ve meze ağırlıklı gıda ürünleri üretirken, geçen 5,5 yılda ürün çeşitliliğini ve satış kanallarını da geliştirdi.

ANKAZEN NASIL KURULDU?

Elektrik mühendisi Gülşen Sucu İnal, 15 yıl devlet memurluğunun ardından 15 yıl boyunca OSB’de, özellikle tadilat, dekorasyon ve yapı sektörlerinde girişimcilik yaptı. Emekliliğinin ardından ticari deneyimini sosyal faydaya aktarmak isteyen İnal; Meral Çıtak, Ayşe Tunçay Kaya, Ayşen Tan, Neriman Sucu, Semra Çakmak, Havva Nergiz ve Menşur Yılmaz ile birlikte 13 Ocak 2021’de ANKAZEN’i kurdu.

İnal, farklı becerilere sahip kadınların bir araya gelmesinin kooperatifin kuruluşunda önemli rol oynadığını belirterek şöyle konuştu: “Benim sosyal sorumlulukta kendime biçtiğim görev, ticaretten gelen birikimimi bir sosyal faydaya aktarabilmekti. Bu noktada da karşımıza kooperatifçilik çıktı. Kadınlara nasıl destek oluruz noktasında kooperatifçilik aslında çok güzel bir model. Ben de kendi işletmemden kaynaklı tecrübelerimi aktarmak üzere, kimimizin el becerileri, kimimizin sosyal becerileri çok fazla olan sekiz arkadaş bir araya geldik ve bu kadın kooperatifini kurduk.”

“SEKTÖRDE AÇIK OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ALANA YÖNELDİK”

Kooperatifin kuruluşunun ardından kadınlar, diğer kadın kooperatifleriyle rekabet etmemek ve pazardaki boşluğu değerlendirmek amacıyla sos ve meze grubunda üretime başladı. Gülşen Sucu İnal, üretim alanını belirlerken pazardaki ihtiyacı ve diğer kooperatiflerle dayanışmayı dikkate aldıklarını belirtti: “Biz kooperatifi kurarken kendimize şöyle bir düstur edindik: Diğer kadın kooperatiflerine rakip olmayalım. Onların ürettiği şeyleri üretmeyelim ki hem pazar paylarını küçültmeyelim hem de daha etik rekabet etme şansımız olsun. Bu anlamda sektörde açık olduğunu düşündüğümüz sos ve meze grubuna yöneldik. İçimizdeki arkadaşlardan birinin bu konuda geçmişten gelen, evinde yaptığı çok güzel tarifleri vardı. Bunun üzerinden başladık. Şu anda ağırlıklı olarak geleneksel yöntemlerle hazırlanan sos ve meze grubunda üretim yapıyoruz.”

“EV TARİFLERİ STANDART ÜRETİME DÖNÜŞTÜ”

ANKAZEN’de ortakların evlerinde hazırladığı tarifler, üretim sürecinde standart reçetelere dönüştürülerek aynı ölçülerle hazırlanmaya başlandı. Kooperatif, üretim sürecini kayıt altına alarak ürünlerde süreklilik ve standardizasyon sağlamaya odaklandı.

İnal, evdeki üretim anlayışının profesyonel üretime dönüşmesinde standardizasyonun önemine dikkat çekti: “Tariflerimiz standart. Bugün kaç gram salçaya kaç gram ceviz konduysa bütün ürünlerde aynı ölçü kullanılıyor. ‘Ceviz biraz az olsun, yağ biraz fazla koyalım’ gibi bir anlayışımız yok. Tabii gıdada birebir standarttan söz etmek zor; çünkü kullanılan domatesin veya biberin özelliği sezona göre değişebiliyor. Ama genel anlamda ürünlerimizi standart reçetelerle hazırlıyoruz.”

ÜRETİMİ TİCARETE TAŞIDIK”

Standart üretim sürecinin ardından ANKAZEN, ürünlerini ağırlıklı olarak toplu satış kanallarıyla pazarlamaya başladı. İnal, satış ağını genişletirken üretim altyapısını da geliştirdiklerini belirtti:

“Bizim en önemli pazarımız Ankara Halk Ekmek bünyesindeki Başkent Marketler. Atatürk Orman Çiftliği mağazalarında da ürünlerimiz bulunuyor. İstanbul, Tekirdağ ve Kayseri’de toptan satışlarımız var, internet üzerinden de satış yapıyoruz. Geçen ay büyük marketlerde ANKAZEN Gurme markasıyla çıkarmaya başladık. Bu bizim ikinci markamız ve daha niş bir ürün grubu olarak oluşturduk. Bundan sonraki hedefimiz önce daha fazla yerel ve gurme market zincirine ulaşmak, ardından ihracat imkânlarını araştırmak. Bunun için üretim alanımızı da HACCP standartlarına göre yenilemeye çalışıyoruz.”

“EMEKTEN PARA KAZANILAN BİR İŞLETME MODELİ”

ANKAZEN’de büyümenin ortak sayısından çok üretim ve istihdamın artmasıyla sağlanması hedefleniyor. Kooperatif modeli ise yalnızca kâra değil, üretim ve sosyal faydaya dayanıyor.

İnal, kooperatifçiliğin sermayeden çok emeğe dayalı bir model olduğunu vurguladı:

“Kooperatif işletme modeli tamamen sermaye ve kâr odaklı bir yapı değil. Burada önemli olan insanların emekleriyle üretime katkı sunması. Elde edilen gelirin bir kısmı sosyal fayda için ayrılıyor, bir kısmı da yedek akçe olarak tutuluyor. Emekten para kazanılan bir işletme modeli. Yani paradan para kazanılan bir model değil. Emek harcarsanız para kazanırsınız, emeğiniz yoksa para kazanmazsınız. Bizim için de bundan sonraki süreçte ortak sayısından ziyade üretimi ve istihdamı artırmak önemli. Ürünlerimizde de ekstra koruyucu ve düzenleyici kullanmamaya dikkat ediyoruz. Bu nedenle üretim maliyetlerimiz daha yüksek olabiliyor.”

ÜRETİME KATILMAK KADINLARA GÜÇ VERİYOR

Emekli öğretmen ve kooperatif ortağı Ayşen Tan, evde yapılan üretimin kooperatif aracılığıyla sosyal bir projeye dönüşmesinin kendileri için değerli olduğunu belirterek, “Bunu böyle sosyal bir projeye çevirmek güzel oldu. Birçok insanın faydalandığını düşünüyorum bundan. Kooperatif kurmak, bu kooperatifi yürütebilmek gerçekten çok değerli” dedi. Kooperatifin kuruluşundan bu yana çalışmalarını sürdüren Semra Çakmak ise çocuklarını büyüttükten sonra üretime katılmanın kendisine güç verdiğini ifade ederek, “Üretmek, üretime katılmak insana güç veriyor. Aile içinde de üretime katıldığımız için saygınlığımız arttı. Kadınların her işin altından kalkacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Kooperatif ortaklarından Neriman Sucu da ANKAZEN’de yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Belli bir yaştan sonra bu işe başlamak güzel oldu. Mutluyum, iyi ki ANKAZEN’in bir parçasıyım. Üretken olmak güzel bir şey, üretmek güzel bir şey” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Melahat TAŞ